28 Kasım 2013 Perşembe

Cennetten Kovulmak 2013 Film İncelemesi

Verdikleri röportajlarda, Türklere ve Kürtlere eşit mesafede durduklarını söyleyen Cennetten Kovulmak ekibi, tek taraflı bir bakış açısı sergilemeyerek, denge kurmaya çalıştıklarını iddia ediyorlar. Peki, gerçekten öyle mi? Baştan söylemeliyim; siyaseten bir Kürt karşıtlığı asla beslemedim. Kimi insanlar gibi yaratılanı, yaratandan ötürü severim deyip, yeri geldiğinde ayrımcılığın dik alasını yapan biri de hiç olmadım. Aslında Cennetten Kovulmak üst kısmına bir şeyler yazmayı düşünmüyordum. Ta ki, Altın Portakal'da yönetmen Ferit Karahan, oyuncu Gülistan Acet, Aziz Çapkurt ve dünya tatlısı Rojin Tekin'le konuşana kadar… Orada anlatılanlar, film üst kısmına tekrar düşünmeme yol açtı ve işin mesaj kısmında ciddi bir sorun olduğunu fark ettim. Çünkü filmi izledikten sonraki görüşüm, özünde Kürt tarafının acılarını anlatan ama Türk tarafına da değiniyormuş gibi yapan bir filmdi. Bana göre tek taraflı bir bakış açısı sergileniyordu; konusunu, hikayesini ve kurgusunu sevmeme nazaran , bu yaklaşımı yüzünden eleştirdiğim bir film olmuştu. Filmin iki tarafa da dengeli yaklaştığı, slogan atmadığı, mesaj vermediği ve sadece bu yüzden karakterlerin özellikle mücadelenin içinden seçilmediği iddiası, bana göre çok büyük çelişki barındırıyor. Çünkü bir kere, karakterler iddia edildiği gibi mücadelenin dışından değiller. Filmin en en başında , böyle bir duruş sergileniyor; Yumuşak karakteri Kürt hareketine katılmayı istemiyor ama bitiminde mücadele vermeye katılıyor. Bunun Için cevap söylenenler ise, ortada bir acının olduğu, ne olursa olsun bunun için kayıtsız kalınamayacağı ve istemeden de olsa mücadele vermeye dahil olunacağı üzerine… Bu noktada; eğer hareketin dışından, sıradan bir karakter yaratıp filmin bitiminde ona mücadele vermeye katılmaktan farklı bir şans bırakmazsanız, filmden mecburen elde edeceğimiz tek çıkarım "mücadele kaçınılmazdır" olacaktır. Ve bu çıkarımın kaçınılmaz olarak seyirciye dayatılması, söz konusu barışçıl ve tarafsız bir söylemin çok uzağına düşüyor maalesef . İkincisi, her iki tarafa da dengeli yaklaşım mevzusu… Tamam, çok doğru bir çıkış noktası, hatta takdire şayan. Filmde Kürtler, yaratılan Emine gibi karakterlerle eziliyor, hor görülüyor, Türk öğretmen gibi düşünenler yüzünden ana dilini dahi konuşamıyor, öldürülüyor, insan mahaline konmuyor; Türkler ise "üst tabakayı" oluşturdukları için sadece çocukları ölüyor, farklı da bir acı çekmiyorlar ve böylelikle denge kurulmuş oldu . Denebilir ki bunlar esasen yok mu? Tabiki var. Türk devletinin Kürtlere yaptıklarını, ölülerinin kemiklerini dahi bulamayan anneleri, beyaz Torosları kimse unutmadı bu ülkede. Ama filmin en başında bir Türk ailenin acısına değinip, akabinde filmin tamamı Kürt acılarına, ezilmişliğine ayrılırsa, o denge kurulmuş olmaz. Hele ki Türkler zengin, eğitimli; Kürtler fakir, eğitimsiz, inşaatlarda personel biçare insanlar diyerek… Emine karakteri haydi, inandırıcı olmasa da sonuna doğru hatasını anlıyor; peki o Türk öğretmen nedir? Üzerine üstlük, sık sık Kürtçe konuşturmuyorlar cümlesini işittik. Tekrar söylüyorum, anlatılanlar doğru olabilir ve tek taraflı bir bakış açısıyla da anlatılabilir; anlaşılabilir bir durumdur bu. Hatta bana kalırsa Cennetten Kovulmak, her iki tarafa yakın duruyoruz cümlesiyle yola çıkmak mahaline , tek taşına Kürt acılarını anlatıyoruz söylemi ile yola çıksa daha samimi bir film olabilirdi. Ne var ki filmin, her iki tarafa eşit mesafelerde başlayıp ağırlık merkezini bir tarafın lehine kaydırması, ne yazık ki yönetmenin söylemleri ile çelişik bir durum ortaya çıkarıyor ve bizi bir kere daha mesaj konusunda düşünmeye sevk ediyor… Cennetten Kovulmak'ın, Altın Portakal'da Ramin Matin'in Kusursuzları ile birlikte aynı derecede kabul edilerek En İyi Film seçilmesini de, açıkçası bu söylemlerden farklı bir şeye bağlayamıyorum. Şu da var ki; hikayesi, oyunculukları - Ezgi Asaroğlu hariç- ve kurgusu ile iyi bir ilk film Cennetten Kovulmak. Eğer öylesine ödüllendirilmek isteniyorsa, Mavi Dalga'ya verilen ilk film ödülü Cennetten Kovulmak'a verilebilirdi. Ama ne yazık ki, en iyi film için henüz yeteri kadar değil. Bunun yakınında , Rojin Tekin'in ve Gülistan Acet'in performanslarının muazzam olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Aldıkları ödülleri sonuna civarı hak ettiler. Özetle, Cennetten Kovulmak'ın, sinemasal açıdan berbat bir film olmadığını, hatta Kısa Film gibi yine Kürt sinemasından gelen örnekleri görünce iyi bir ilk film olduğunu düşünüyorum. Samimiyetsiz bulduğum nokta, mesaj kısmı. Çok açık bir şekilde verilen "silahlı" mücadelenin kaçınılmaz olduğu alt metniyle, dürüst bir üslup takınıldığını düşünmüyorum. Ama Ferit Karahan'ın filmi için söylediği "benim için çok ciddi bir keşifti" söylemine inanıyor; sonraki filmlerinde daha farklı bir yaklaşım sergileyeceğini düşünüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder